Çankırı Karatekin Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özcan’ın konuşmacı olarak yer aldığı “Ermeni İddiaları Karşısında Tarihi Gerçekler” konferansı 13 Ağustos 2018 Pazartesi günü Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.
Rektör Ayrancı; Bu asılsız sözde ermeni soykırımı iddialarına karşı çağ çarpıtıcılık olarak tanımlanan anakronizme düşmemek lazım. Yani bugünkü modern çağda 100. Yıl öncesinin 1000 yıl öncesi olay ve kavramları bugünkü şartlarda tartışmak yanlış
Konferansın açılışında konuşan Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ayrancı, Sözde Ermeni Soykırımı meselesinin 20. Yüzyılın başından itibaren Türkiye’nin başındaki en önemli sorunlardan biri olduğunu belirterek “ Bu sorunun sebepleri çok farklı, farklı şeyler tabi. En önemlilerinden bir tanesi Osmanlının devamı olan Modern Türkiye Cumhuriyetinin aslında bir iftira ile karşı karşıya olmasıdır. Batı modern Türkiye Cumhuriyetini stratejik konumu ve diğer farklı konulardan dolayı yakın markajda ve kontrolde tutmaya çalışıyor. Bu sebeplerden birisi de bugün konumuz olan asılsız ermeni soykırımı iddiasıdır. Son zamanlarda sizlerin de dikkatinden kaçmamıştır hangi ülke ile bir sorun yaşasak ya da anlaşmazlığa düşsek hemen bu asılsı ermeni soykırımı iddialarına sarılarak ya gündeme getiriyorlar ya bununla ilgili bir ön karar alıp onayda bekletiyorlar ve kendilerince bunu bir silah olarak kullanıyorlar.” dedi.
Yahudi diasporasının bu asılsız ermeni soykırımı iddialarını desteklemediğini ve bir soykırım varsa gerçekte kendilerine yapıldıklarını düşündüklerini söyleyen Prof. Dr. Hasan Ayrancı, “ Tabi tarih içerisinde anakronizme düşmemek lazım. Yani çağ çarpıtıcılık olarak tanımlanan anakronizme düşmemek lazım. Yani bugünkü modern çağda 100. Yıl öncesinin 1000 yıl öncesinin olay ve kavramları bugünkü şartlarda tartışmak yanlış. Yani geçmişi geçmişin değer ve şartlarına göre değerlendirmek lazım eve kayıplar acılar var Osmanlı tarafında da büyük kayıplar var acılı hikâyeler var. Tabi bunun tek taraflı ele alınıp konuşulması ve sonradan hain soykırım ifadesinin ilave edilmesi oldukça sorunlu bir yaklaşımdır. Günümüzde bu iddiaların öne çıkarılması ve dünya gündemini meşgul etmesinin asıl nedenlerinden biri özellikle ABD’de lobiciliğin çok etkin olması lobicilik faaliyeti bizim çok bilmediğimiz bir faaliyet Türkiye olarak. Fakat lobiciliğe büyük kaynak ve beyin gücü ayıran milletlerden birincisi Yahudiler ise ikincisi de ermeni milletidir. Bu lobiciliğe karşı bizimde gerçekleri dünyaya anlatma çalışmalarımız var. Bunun en büyük örneği resmi kanallar yolu ile Ermenistan’a yapılan konuyla ilgili kaynaklarımızı biz size açacağız sizde bize açın teklifi yine Ermenistan tarafından kabul edilmemiştir. Arkalarına aldıkları asılsız iddianın rüzgarı ile Sevr zamanını özleyip bir menfaat elde etmeye çalışıyorlar. Nedir onlar Anadolu’da bazı arazi talepleri ve ciddi tazminat talepleri var. Anadolu’nun pek çok yerinde önemli mülkiyet talepleri var. Bizim tüm bu serencama bakarak ve dünyanın dengelerini gözeterek rüzgarın diliyle konuşmak ve derdimizi anlatmak ve bir çözüm bulmak durumundayız. Çözüm derken kendimizi doğru kanallardan doğru argümanlarla anlatma yöntemlerini bulmalıyız. Bugün düzenlediğimiz konferansta bu kendimizi doğru anlatma yöntemlerinden biridir.” İfadeleriyle konuşmasını bitirdi.
Rektör Ayrancı’nın ardından kürsüye gelen Doç. Dr. Ahmet Özcan konuşmasına yaşadığı bir anekdotu anlatarak başladı. Özcan yıllar önce dil öğrenmek için gittiği Londra’da ünlü Harrods mağazasındaki tarihi müzeyi gezerken Türk olduğunu öğrenen ziyaretçilerin hemen ermeni soykırımını sorduklarını hatta 22 yaşında haritada Türkiye’nin yerini gösteremeyecek bir İtalyan öğrencinin Türkiye’de Kürtlere zulmedildiğini Ermenilere ise soykırımı yapıldığı iddialarında bulunduğunu kendisinin de o zaman ki İngilizcesi ile gerçekleri o insanlara anlatmaya çalıştığını söyledi.
Özcan, bu asılsız iddialarının yapılan lobicilik ile batının kafasına yerleştiğini ve Türkiye üzerinde bir ön yargı oluşturduğunun altını çizerek bunu aşmanın tek yolu bizim doğru bilgilendirmeler yapmamızdan geçtiğini ve bunu yurtiçinde olduğu gibi yurt dışında da yapmamız gerektiğini vurguladı.
Yurt dışında yapılan bu bilgilendirmelerinde kolay olmadığını söyleyen Doç. Dr. Ahmet Özcan “ İngiltere’de bu asılsız iddialarla ilgili ekonomi profesörü Şevket Pamuk bir sunum yaparken orayı Ermeniler basıyor. Aslında tarihin akışı içerisinde lobicilikle bir mesele haline gelmiş bu olay tarihsel geçmişinden koparılmış ve aşılması zor bir kurgu haline getirilmiştir. Elbette her türlü tarihi inşa bir tür kurgulamadır. Ama mesele dediğiniz zaman bu sadece tarihle anlaşılabilir bir durum değildir. Çünkü şundan dolayı; siyasal anlamda Ermeni meselesinin ortaya çıkışı 1870’li yıllardan itibaren özellikle İngiltere’nin ve diğer emperyalist güçlerin Ortadoğu ve Balkanlar üzerindeki hesaplarını uygulamak için bu mesele üzerinden provokasyon yaptıklarını görüyoruz. 1965’ten itibaren de dünya siyasetinde Ermeni meselesi soykırım iddiaları ile anılmaya ve yayılmaya başlıyor. Bazı tarihi problemler üzerinde konsensüs sağlanmazsa bugün politik enstrümanlara dönüşür. Bugün bizim Türkiye Cumhuriyeti olarak kabul edemeyeceğimiz bu meselenin sürekli önümüze politik enstrüman olarak sürülmesidir. Bugün Ülkemizi temsil eden diplomatlarımız görev yaptıkları yerde soykırım iddialarıyla karşılaştıkları gibi kurşunlarla da karşılaştılar.” dedi.
Ermeni diasporasının ve diğer emperyalist güçlerin başlarda ASALA terör örgütü ile sürdürdükleri faaliyetlerin daha sonra kendilerine de zarar vermeye başladığını görünce lobicilik faaliyetlerine dönüştüğünü ve ASALA’nın kaybolduğunu oluşan güçlü diasporanın ise Ermenistan’dan ziyade Ermenistan dışında ki Türk ve Türkiye karşıtı ülkelerde oluşturduğunu ve faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Doç. Dr. Ahmet Özcan konuşmasına “ Başta da belirttiğim gibi biz bu iddiayla 19.yüzyılın ikinci yarısından itibaren yani dünyadaki güç dengelerinin ve konjonktürün değişmesinden itibaren karşılaşmaya başladık. Bu konu ile ilgili son 10-15 yıldır daha iyi bir bilgilendirme ve kendimizi anlatma faaliyetlerinde bulunduk. Her ne kadar arşivlerimizin açılıp paylaşılması dünya kamuoyunda istediğimiz sonucu vermese de kendimizi bu konuyla ilgili daha iyi anlattığımızı düşünüyorum. Bu meseleye metodolojik yaklaşım kesinlikle sağlıklı argümanlarla kullanılabilir. Çünkü hem yurt dışına çıkıp yaşarken hem içerde bu meselenin sağlıklı bir şekilde öğrenilmesinin ülkemize artı değer olarak katkısı olacaktır. Ama bilgiyi doğru üretmezseniz bu anlamdaki bilgi ve usul yanlış olduktan sonra bunu yurtdışında anlatacak olan diplomatında yapacağı bir şey yoktur. Çünkü birçok insan bu ülkenin topraklarında bir zamanlar Ermenilerin yaşadığını unutmuştur. Örneğin Çankırı’da yaşayan Ermenilerle ilgili bir sorun yaşanmamış hatta Çankırı’da yaşayan Ermeniler Türkçe konuşurdu. Ama Ermeni meselesi başlayınca Çankırı’da sürgün yerlerinden biri olarak kullanılmıştır.” Sözleriyle devam etti.
Ermenilerin aslında Osmanlı İmparatorluğu zamanında inanç ve kültürel olarak hiçbir zorluk yaşamadıklarını hatta fethedilen yerlerde yerleşik düzenin bozulmaması ve korunması için fermanlar çıkarıldığını söyleyen Doç. Dr. Ahmet Özcan “ ama siz bugün bir Müslüman olarak İslam dışında hakim bir coğrafyaya gittiğinizde yaşam zorlukları, ötekileştirme ve ayrımcılıkla karşılaşırsınız. Sözde laik rejimlerdir bu batı devletleri benim bir tespitim var laiklik için kan dökmüştür Avrupa ama Müslümanlar söz konusu olunca laikliği rafa kaldırırlar.” dedi.
Konuşmasının son bölümünde Ermeni meselesinin yaşandığı tarihsel süreci anlatan Özcan “ İki milletten bağımsız olarak konu ile ilgili gerçek dışı bilgiyi üreten, yayan ve lobicilik faaliyeti yürüten batının meselenin bir tarafını saldırmak durumunda bir tarafını da savunmak durumunda bıraktığını yapılan savunmanında kamuoyunda suçluluk psikolojisini artırdığını düşünüyorum. Bu olayda aslında savunulacak bir durum yok. Savaş içerisinde olan bir ülkenin belli bir etnik kimliği o zamanın savaş şartlarına göre yine kendi siyasal sınırları içerisinde bir merkezde toplama yani bizim tehcir dediğimiz kanunla savaş bölgesinde uzak tutma durumu var. Tehcir yapılmasaydı belki daha vahim olaylar yaşanacak daha sıkıntılı durumlar olacaktı.” dedi.
Yaşanan olayları anekdotlarla ve örneklemelerle anlatan Doç. Dr. Ahmet Özcan’ın Ermeni İddiaları Karşısında Tarihi Gerçekler” konferansı soru cevap bölümü ile sona erdi.
Bozulmuş Dünya Düzenine Karşı ÇAKÜ TROY’lu Oluyor
ÇAKÜ, Geleceğin Aydınlık Nesilleri İçin Işıklarını Kapattı.
Hizmetlerimizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanıyoruz. Çerez politikamıza buradan ulaşabilirsiniz. KVKK detayları için KVKK Sayfamızı.