Misak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı Gerçekleştirildi

Ana Sayfa >Haberler >Misak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı Gerçekleştirildi
24Nis
2018

ÇAKÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığı tarafından düzenlenen Misak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri (1920-2018) konferansı 24 Nisan 2018 Salı günü Uluyazı Kampüsü Rektörlük Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Saygı duruşu ve İstiklal marşımızın söylenmesiyle başlayan ve konuşmacı olarak Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Kodal’ın yer aldığı konferansın açılış konuşmasını Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Arı yaptı.

Prof. Dr. Murat Arı konuşmasında “ Tarih bilinci her Türk genci için çok önemlidir ve önemli olmalıdır. Çünkü tarihimiz bizim için bir hafızadır. Son zamanlarda yapılan küresel operasyonlarla her ne kadar adeta tarihi hafızamız silinmeye ve tarih bilincimiz zayıflatılmaya çalışılsa da millet olarak bizde yaptığımız karşı hamleler ve çalışmalarla her daim hafızamızı zinde ve taze tutmaya devam ediyoruz.

Bugün değerli hocamız Prof. Dr. Tahir Kodal’ın bizlere anlatacağı Misak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri konusu da bizlere geçmişimizi hatırlatıp geleceğimize ışık tutacak çok önemli ve dikkatli dinlememiz gereken bir konu hepimize faydalı olacağına inanıyor ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” dedi.

Daha sonra Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Kodal konuşmasına yeni kurulan bir üniversite olmasına rağmen Çankırı Karatekin Üniversitesinin geldiği noktayı gördüğünde şaşırdığını ve mutlu olduğunu üniversitenin bu noktaya gelmesinde emeği geçenlere bir akademisyen ve vatansever olarak çok teşekkür ettiğini söyleyerek başladı.

Konuşmasının başında ülkelerin coğrafyalarının aynı zamanda kaderleri olduğunu ve bulunduğumuz bölgenin jeopolitik ve stratejik konumuna değinen Prof. Dr. Tahir Kodal, toprakların kaderlerini barındırdıkları yeraltı ve yerüstü kaynaklarla doğrudan ilgili olduğunu hatırlatırken, Musul, Kerkük ve Süleymaniye’nin geçmişte olduğu gibi günümüzde de bu zenginlikleri nedeniyle önemini koruduğunu ve dünyadaki egemen güçlerin gözünün bu topraklarda olduğunu ifade etti.

Kodal konuşmasında “Suriye denilince, doğu Akdeniz’de bulunan bugünkü Suriye, Lübnan, Filistin, İsrail ve Ürdün devletlerinin topraklarını kapsayan tarihi yerler akla gelirdi. Şimdiki Suriye; doğu Akdeniz kıyısında olup, kuzeyde Türkiye, doğu ve güney doğuda Irak, güneyde Ürdün, İsrail ve Lübnan, batıda ise Akdeniz ile sınırlı bulunmaktadır.” İfadelerine yer verdi.

Mondros mütarekesi ve mütareke şartlarından da bahseden Prof. Dr. Koda Mustafa Kemal Atatürk’ün “Mütareke imzalandığı gün bizim ordularımız benim çizdiğim sınırlar üstünde idi. Bu sınır İskenderun Körfezi güneyinden Antakya’dan Halep ile Katma İstasyonu arasındaki Caraplus Köprüsü güneyinden geçerek, Fırat Nehri’ne ulaşır. Oradan Deyrizor’a iner; daha sonra doğuya uzanarak Musul, Kerkük, Süleymaniye’yi içine alır. Bu sınır ordularımız tarafından silahla savunulduğu gibi, bizim insanlarımızın oturduğu vatan parçalarıdır.” dediğini söyledi.

Misak-ı Milli, Sevr Antlaşması ve Ankara Antlaşması’na da değinen Prof. Dr. Tahir Kodal Atatürk’ün Suriye ve Irak konusunda ki kararlılığından bahsederek “Avrupa`da İstanbul ve Meriç`e kadar Trakya, Asya`da Anadolu, Musul arazisi ve Irak`ın yarısı, Makedonya`yı ve Suriye`yi terk ettik. Fakat artık arkada kalan ve sırf Türk olan her yeri ve her şeyi isteriz. Bunları kurtarmaya azmettik ve kurtaracağız." Dediğini vurguladı.

Bağımsız Suriye Döneminde Türkiye-Suriye İlişkileri döneminde başlıca sorunların Su sorunu, PKK ve terör sorunu olduğunun altını çize Koda “Türkiye-Suriye ilişkilerindeki asıl kırılma noktası ise 3 Kasım 2002’de kurulan hükümetin iş başına gelmesi ve Türk dış politikasının Ortadoğu paradigmasını değiştirmesiyle yaşanmıştır.

Komşularla sıfır sorun politikasını Ortadoğu’ya yönelik politikasının temel yaklaşımı olarak benimseyen yeni hükümet, bu çerçevede Suriye ile ilişkilere özel önem vermiştir. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın 2004’te ülkemizi ziyareti ilişkilerde bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Türkiye-Suriye ilişkileri özellikle siyasal ve ekonomik alanlarda hızla gelişmiş ve iki ülke arasındaki problemli meseleler yumuşamıştır. Beşar Esad’ın ABD ve bölgesel müttefikleri Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ile olan soğuk ilişkileri İsrail’in Suriye’nin güvenliğine oluşturduğu tehditle birleşince, Türkiye’nin bölgesel ortaklığı daha da önem kazanmıştır.

13 Ekim 2009’da Türkiye Suriye arasında iki ülkenin toplam on bakanının katılımıyla Halep ve Gaziantep’te Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 1. Bakanlar Kurulu toplantısı yapılmış ve ilişkiler bambaşka bir boyut kazanmıştır. 

Davutoğlu iki ülkenin ortak sloganını “Ortak kader, ortak tarih, ortak gelecek; El kader el müşterek, Ettarih el müşterek, El müstakbel el müşterek” olarak ilan etmiştir.” dedi.

Son olarak Afrin Harekatına değinen Prof. Dr. Tahir Kodal “Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, «hudutlarımızda ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak maksadıyla, Suriye’nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek ve dost ve kardeş bölge halkını bunların baskı ve zulmünden kurtarmak üzere», 20 Ocak 2018 saat 17:00`dan itibaren “Zeytin Dalı Harekatı” başlatılmıştır. Harekat, ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, «BMGK’nin terörle mücadeleye yönelik özellikle 1624 (2005), 2170 (2014) ve 2178 (2014) sayılı kararları ve BM sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan Meşru Müdafaa Hakkı çerçevesinde», Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olarak icra edilmiştir. Zeytin Dalı Harekatı’nın 57. gününde yani 18 Mart 2018’de; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından saat 08:30 itibarıyla Afrin’in tamamen kontrol altına alındığını bildirmiştir. Harekâtın başlangıcından itibaren toplam 3.603 terörist etkisiz hale getirilmiştir.46 şehit verildiği, 225 yaralı olduğu açıklanmıştır. Zeytin Dalı Harekatı ve Afrin Zaferi ile Türkiye, Fırat Kalkanını Fırat-Afrin ekseninde «mızrağa» dönüştürmüştür. Bölge DEAŞ, Özellikle PKK/KCK/PYD-YPG)’den temizlenmiş, 35 kilometrelik güvenlik koridoru oluşturulmuştur. Türkiye, Doğu Akdeniz’in güvenliğini de düşünerek, Hatay, Afrin ve El Bab ekseninde varlığını pekiştirmiştir.” Şeklinde konuştu.

Konferansın bitiminde Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Kodal’a ÇAKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Arı tarafından Tuz Lamba hediye edildi.

Misak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı GerçekleştirildiMisak-ı Milliden Afrin`e Türkiye Suriye İlişkileri Konferansı Gerçekleştirildi
Sonraki Haber

Üniversitemiz Şehitler Tepesine 200 Çankırılı Şehit İçin 200 Ağaç Dikildi

Önceki Haber

Gıda Mühendisliği Bölümü Öğrencilerinden Bolu’ya Teknik Gezi